⭐ Bir Değirmendir Bu Dünya Sözleri

Bir Değirmendir Bu Dünya (1987) Zengin Hayaller Peşinde (2006) Diğer Okuyucularla (2009) Mektuplar (2010) cahit zarifoğlu hayatı,cahit zarifoğlu şiirleri,dağ,yedi güzel adam,cahit zarifoğlu,cahit zarifoğlu sözleri,7,7 güzel adam,altın sözler,zerre,cahit zarifoğlu kimdir,cahit zarifoğlu nereli BirDeğirmendir Bu Dünya. Marka: BEYAN YAYINLARI. Yazar: Cahit Zarifoğlu. Kurban Bayramı tatili dolayısıyla verilen siparişler 18.07.2022 Pazartesi gününden itibaren kargoya verilecektir. Kargoya verildikten hemen sonra size siparişinizin durumunu bildiren bir e-posta ulaşacaktır. 44,00 TL. 35,20 TL. BirDeğirmendir Bu Dünya. Cahit Zarifoğlu. Ketebe Yayınları. 3. Hamur. Kapak: Karton. 29,25 ₺ 39,00 ₺. 1 İş Günü İçinde Kargoda. 100 TL ve üzeri standart teslimatlı siparişlerde kargo bedava! Denemetüründe ise; Bir Değirmendir Dünya, Zengin Hayaller Peşinde gibi eserleri vardır. Yazar çocuk edebiyatı alanında da birçok kitap yazmıştır. Cahit Zarifoğlu sözleri arasında verilebilecek birkaç örnek şu şekildedir: Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Bir ölüm vefalı bir de sonbahar; Düştümse sana bakarken düştüm Bukitaptaki yazılara kendi yatağında sessiz sakin ve içten içe maverai uğultularla akan bir nehrin zaman zaman coşup kabarması olarak da bakılabilir. Kitap Özellikleri. Barkod. 9789754732481. Basım Yılı. 2021. Baskı. 10. Cilt Durumu. AnasayfaMeşhurların Son Sözleri. MEŞHURLARIN SON SÖZLERİ. Arkadaşları çoğaltmalı Tövbe, cennete götürür!.. Ey bu köşkleri dikenler! Buhârâ'yı da harâb ettin! Dört Seyfeddîn!.. Gaflet içinde olanlar!.. En çok korkulacak şey!.. BİR DEĞİRMENDİR BU DÜNYA. Mayıs 13, 2013 10:40 İlçe Milli Eğitim Müdürüyle oturmuşlar, bu duruma bir çözüm üretmişler. Kitapları, ilçedeki okullara paylaştırmışlar. BirDeğirmendir Bu Dünya. Bu Memleketten Hayır Gelir Efendiler. Bitmiştir artık, bu memleketten hayır gelmez diyenler bilmelidirler ki bu sözler şeytandandır. Duriy oğlu Muhammed şöyle. diyor: Şeytanın şekâveti beş şeyden geldi, bunlardan biri de Rahmeti İlahî’den umudu kesmesidir. AşıkŞeref Taşlıova Şarkı Sözleri - Güncel ve popüler 16 şarkı sözüne ulaşabilirsiniz. Ben Bir Şeyda Bülbül (2,6b) (Dünya Değirmendir) (1 t2P7YRG. Yazımız 7 Haziran 2022 tarihinde güncellenmiştir. Abdurrahman Cahit Zarifoğlu Türk şair ve yazar. Çocukluğu Siverek, Maraş ve Ankara’da geçti. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatını bitirdi. 1940 Ankara doğumlu olan Cahit Zarifoğlu 1987 yılında yani 47 yaşında kanserden vefat etmiştir. Şiir Kitapları İşaret Çocukları 1967,Yedi Güzel Adam 1973,Menziller 1977,Korku ve Yakarış 1986 Gülücük 1989,Ağaç Okul 1990,GünlükYaşamak 1980, Masallar ve Romanlarİns 1974,Serçekuş 1983,Ağaçkakanlar 1983,Katıraslan 1983,Yürek Dede ile Padişah 1984,Savaş Ritimleri 1985,Motorlu Kuş 1987TiyatroSütçü İmam, DenemelerBir Değirmendir Bu Dünya 1987,Zengin Hayaller Peşinde 2006 Vefat yıl dönümünde eserlerinden bir derleme oluşturduk… Kitap, zekayı kibarlaştırır. Her fikrin karşılığı bir duygu vardır. Düştümse sana bakarken düştüm. Bir incelik gösterin, incinmesin yüreğim. Ah şu yalnızlık kemik gibi, ne yana dönsem batar. Bir şehir kadar kalabalıktır bazılarının yalnızlığı. Evlerde insanlar değil, adeta eşyalar oturuyor! Filistin; bir sınav kâğıdı… Her mü’mîn kulun önünde. Aradığımızın ne olduğunu biliyorsak, arayacağımız yer bellidir. Az az ölüyoruz her gün yağmurdan, havadan bahseder gibi. Bazen yağmur olmak ister insan. Yağmak ister sevdiğinin yüreğine. Aklımdan çıkmıyorsun dedim. Başka türlüsünü yorgunum anlatmaya. Evet, hatırladım küçük basit şeyler yetiyor kederlenmeye. Ya mutluluğa? Ve insan en çok göğe vurgun Sonra zifiriliğe, Şiire, Ve hep Allah’a..” Bir gün elbette sofraya birlikte çökeriz. Sen dağ gibi kurul ben zerre bir yer tutayım. Müslümanlar için, olağanüstü durumlar söz konusu olsa bile, ilim tahsili aralıksızdır. Ölü kalbimiz dirileydi hakka dönüp sadakayla yıkanaydık dünyaya hiç meyletmeyeydik. Yüksek bina, büyük şehri, keşmekeşi, kalabalığı ve bireyin tehlikeye giren iç sağlığını simgeler. Sevgisizliğin dayatıldığı coğrafyalarda aşk şiiri yazmak bile başlı başına baş kaldırmaktır. Bir gün ister istemez karşısında olacaksın kaçtıklarının. Dua et o gün henüz mahşer olmasın. Ehli takva olun, ehli secde olun. Farzları alenen yerine getirin. Nafileleri kendi nefsinizden bile gizleyin. Şimdi yoksun üstelik uzaktasın ellerin yapayalnız biliyorum gözlerin dalıyor yine hep benim için olmalı. Vicdanen rahat olmamız yetmiyor. Başkalarının hakkımızda yanlış kanaatler edindiğini görmek üzüyor bizi. Ayrılıkla başım belada gözlerini çevir gözlerime yoksa ben sensiz bu sessizlikle. Deli gibiyim sensiz bu sensizlikle. OKU emri, anlamını bilmeden okumak olmamalıydı. Anlamını kavramadan okunacak bir şey hayata uygulanamaz. Hayalimin ayağı yere değmiyor henüz. Onun gerçekleşmesine dayanacak, onun yükünü kaldıracak topraklarım yok. Ve önemli olan an’dır. Onu; ibadet, sabır, anlayış, tevazu ve merhamet ile anlamlı hale getirmek mutluluğun ta kendisidir. Diline bir düğüm at ve otur. Dinle. Gıybet ve dedikodu, münakaşa ve cedel, su-i zanlarla dolu söz varsa ya durma ayrıl, ya da engelle. Haydi, bir şeyler daha yazayım diye kaleme sarılmayın. Beklemeyi bilin. Susayınca, acıkınca nasıl anlıyorsak, yazmak anını da anlarız. Ben seni kötüleyemem hiç. Çiçekli bir yol vardı yürüdüm derim. Ayaklarıma dikenler battı ama her ormanda olur böyle şeyler derim. Evinizde, giyiminizde, mektubunuzda, işinizde, sözünüzde, namazınızda, duanızda, secdenizde, orucunuzda, insanlara ve hayvanlara muamelenizde hep güzel olun. Bir kalbiniz vardır onu tanıyınız. Bir şehir kadar kalabalıktır bazıları Bir dehliz kadar karanlıktır bazıları Konuşurlar İsterler Susarlar Kim kimden hesap sorar? Mazlum zalimden, haklı haksızdan, sömürülen sömürenden, gelen gidenden mi ? Yoksa hesap sormak, sadece güçlü duruma geçmiş olanın, güçsüzü, neyin adına olursa olsun, hesaba çekmesi mi demek? Pencereden bakınca toprak ve ağaç görünmeli. Hava tertemizdir, yakınlarda sağlıklı bir dere akmaktadır. İnsan; tabiattaki insan ve eşya dengesine bakarak ve inanç içinde yastığa başını emniyetle koyar. Orada kader rahatsızlık vermez. Tabiata yakın olmakta kabusu dağıtıcı bir güç bulunuyor Modern toplumlarda insan, hasta olmaya, doktor kontrolüne, ilaç kullanmaya istekli kılınmaktadır. Gazetelerin magazin sayfalarında tıp, şarlatanlıklarla ortaya serilip durmakta, bu sayfaların tiryakisi haline gelen insanlar her gün kendilerinde yeni yeni hastalıklar keşfetmektedirler. Ve böylece hastalık olmadığı halde sürü halinde hasta insanlar imal edilmektedir. Bunun çok tabi sonuçlarından biri olarak insanlar akın akın sihirli küçük maddeciklere saldırmaktadırlar Yani ilaçlara.» Caminin kapısında o kalın, deri kaplı ağır perde elini uzatana bir tül kadar hafiftir. İçeriye adımını atarken seni bir an kendisi ile duvar arasında sıkıştırır. Kolun tersine döner gibi olur. Omuzunu zahmetle içeriye alırsın. Her seferinde böyle olmasından anla ki bu yaptığı boşuna değil. Bunda bir kontrol bir hazırlama vardır. Senin, üzerine serpilmiş ölü toprağı ile girmene gönlü varmaz. Ondan arındırır. Ve içeriye ağzının etrafındaki, yanaklarındaki çepeller henüz yıkanmış, sekiz dokuz aylık bir çocuk yüzü gibi pırıl pırıl girersin. Ve imparatorluk ordadır. Dış dünya büsbütün hakir düşer. Error 522 Ray ID 73878866e8d2b954 • 2022-08-10 085930 UTC AmsterdamCloudflare Working What happened? The initial connection between Cloudflare's network and the origin web server timed out. As a result, the web page can not be displayed. What can I do? If you're a visitor of this website Please try again in a few minutes. If you're the owner of this website Contact your hosting provider letting them know your web server is not completing requests. An Error 522 means that the request was able to connect to your web server, but that the request didn't finish. The most likely cause is that something on your server is hogging resources. Additional troubleshooting information here. Cloudflare Ray ID 73878866e8d2b954 • Your IP • Performance & security by Cloudflare Error 522 Ray ID 738788676a81b92d • 2022-08-10 085930 UTC AmsterdamCloudflare Working What happened? The initial connection between Cloudflare's network and the origin web server timed out. As a result, the web page can not be displayed. What can I do? If you're a visitor of this website Please try again in a few minutes. If you're the owner of this website Contact your hosting provider letting them know your web server is not completing requests. An Error 522 means that the request was able to connect to your web server, but that the request didn't finish. The most likely cause is that something on your server is hogging resources. Additional troubleshooting information here. Cloudflare Ray ID 738788676a81b92d • Your IP • Performance & security by Cloudflare Sözleri ve müziği Tuğrul Dağcı'ya ait, güzel, güzel olduğu kadar anlamlı bir şarkı var “Dünya dönüyor sen ne dersen de/ Yıllar geçiyor fark etmesen de.” Şarkı, ilk defa, 1973 yılında, genç sanatçı Nilüfer tarafından seslendirildi. O duru sesin yankısı müzik atmosferinde kulakların ve gönüllerin pasını silmeye devam haftaların birinde, site refikimiz muhterem Serdar Özmilli Hoca’m bir yazısında “hareket” için “Kâinatın bütününde karşımıza çıkan bir realitedir.” tespitinde bulunmuş, “gök cisimlerinden atomun bünyesindeki parçacıklara, okyanustaki sulardan semadaki bulutlara, dağlardan yuvarlanan kayalardan taşlardan çöllerde uçuşan kum taneciklerine, bitkilerden hayvanlara, iş makinelerinden taşıt araçlarına kadar hemen her varlığın hareketinden söz edilebileceğini” ifade etmişti…Mübarek Ramazan ayının, manevi havanın zirveye ulaştığı günlerin gelmesiyle birlikte zihnime hücum eden bir düşünce hareketliliği söz konusu. Bu hareketlilik beni, hareket kelimesi üzerine düşünmeye sevk boşluk tanımaz; duran çürümeye, yok olmaya talip olmuş demektir. Onun için daima hareket etmek, duru kalmak için sürekli akmak gerek. Hareket etmek, akmak ama neye, nereye ve nasıl? Hareket için hareket, akmak için akmak çözüm değil elbette. Bir anlamı olmalı yapılan işin, yapılan iş, bir değer katmalı bütün aksiyon, devinimHareket, aksiyon, devinim güzel kelimeler bunlar. “Hareket”, “bir şeyin, bir nesnenin bütününün veya bir kısmının yerini, konumunu yâhut durumunu değiştirmesi, kımıldama, kımıldanma” anlamına gelen, Arapça kökenli bir kelimedir. Benzer bir kelime olan “aksiyon” da “etki ve değişiklik yapabilen fiil, eylem, düşünce, hareket ve iş” anlamıyla kullandığımız, Latince asıllı Fransızca kökenli bir başka kelime. Her iki kelimenin ortak ve odak noktası hareket. Kelimenin öz Türkçe karşılığı olarak “devinim” türetilmiş. Ama kelimelerin anlam katmanları ve çağrışım atmosferleri hiçbir zaman birbirinin aynı derinlik ve yükseklikte “Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılan ilerlemeler, akım” anlamıyla da hayatımızda yer alır İyilik hareketi, adalet hareketi, insani hareket, Garip Hareketi, vb. Hareket kelimesinin dilimizde on farklı anlamı var, diğer anlamlarını sözlüklere havale edip ve hareketHareket kelimesini anar anmaz, gerçek aydınlarımızdan -münevverlerimizden mi deseydim- Nurettin Topçu’yu ve onun da bu konuda ilham aldığı Maurice Blondel’i anmadan, aklımızın en mutena köşesine konuk etmeden geçmek olmazdı. Topçu ve Hareket Felsefesi başlıklı yazısında A. Osman Gündoğan, “Blondel’in Hareket Felsefesiyle yapmak istediği, insanın tabiî olarak yöneldiği tabiat-üstüne ruhun bir faaliyetiyle ulaşmak ve irade ile hareket sayesinde tabiat-üstüne ulaşmanın nasıl gerçekleştirilebileceğini göstermektir.” der bu felsefenin özünü Blondel’in eserinden alıntılayarak şöyle ortaya koyar “Ne kadar bayağı olursa olsun hiçbir hareket yoktur ki, içerisine ilahî varlık konulmuş olmasın, hiçbir hareket yoktur ki, bir tapınma doğurmasın. Hareketlerimizin her birinde içsel bir sonsuzluğun bulunduğu yolundaki müphem duygu, insanı bu ilahî varlığı bütün hayatı içerisine yaymaya sürüklüyor. Dinî hareket kendi başına öbürlerinden ayrı bir hareket değildir. Öbür hareketlerin hepsini kucaklamaya uzanır.”Bir varlık olarak insanın cevherini hareket oluşturur. İnsanı anlamak için onun hareketlerini anlamaya ihtiyacımız vardır. O hareketlerin toplamından oluşan dünyasını anlamak için de o denize dalmak gerekir. Bunu yapmadan insanı anlamak, onun tavır ve davranışlarını anlamak imkânsız noktaları, metotları ve hedefleri itibariyle Blondel ile hemen hemen aynı olan Nurettin Topçu’ya göre de hareket, insanın cevheridir. O, bu tür düşüncelerini bilhassa İsyan Ahlâkı’nda, İradenin Davası’nda, Var Olmak adlı eserlerinde ve Hareket dergisindeki pek çok yazısında ortaya âleminde, Evrende hareketKâinata baktığımızda, varlıklar âlemini tefekkürle seyrettiğimizde her yerde bir hareketin ve hareketliliğin var olduğunu görürüz. Yeryüzünde atomlar, canlılar, gökte kuşlar, bulutlar, onları harekete geçiren rüzgâr, hava akımları, yıldızlar, gezegenler, galaksiler… Bazıları bize hareketsizce, öyle duruyor gibi görünseler de orada ve onlarda daimî bir hareketin varlığı söz konusudur. Dünyanın hareket hâlinde olduğunu biliriz ama onun hareket ettiğini çok da gözümüzle fark edemeyiz. Bu, güneşin ışıkları, varlığın gölgesi sayesinde ancak fark edebildiğimiz bir gerçek olarak karşımıza durmaz da zaman durur mu, ruhlar sabit midir? Zaman durmadığı gibi ruhlarımız da daimî hareket hâlindedir. İç sesimizin neler söylediği, hayallerimizin nerelerde gezip dolaştığı herkesin kendi malumudur, öyle değil mi?Zaman dursaydı saatleri, geceyi, gündüzü, haftayı, ayları, yılları… bilebilir miydik? Mevsimlerin her birerinin ayrı ayrı güzelliklerine şahit olabilir miydik? Asırlar, binyıllar zihnimizde var olabilir miydi?Fıtratlar da durmaz, hareket onlar için de vardır. Onlar da hareket hâlindedir. Öyle olmasa bebeklik, çocukluk, gençlik, delikanlılık, olgunluk, yaşlılık, ileri yaşlılık, ihtiyarlık çağlarından bahsedebilir miydik? İnsan için olan bu kademelerin diğer canlılar için kendi türlerine ait türlü isimleri var. Onlardan haberdar olabilir miydik?Her şey faniAllah’tan gayri her varlık fanidir; yerinde durucu değildir, gidicidir. Fıtratı ve ruhu hareket hâlinde olan insanın kendisi sabit durabilir mi? O da hareket hâlinde, bu dünyada gezip gezip bir ağaç gölgeliğinde bir miktar gölgelendikten sonra bir başka âleme, ahirete, ebedi yurda hareket eder, edecektir de. Cahidî Ahmet Efendi dile gelsin de söylesin “Âkil isen can kulağın aç, nazar kıl sözüme/ Bir değirmendir bu dünyâ, öğüdür bir gün bizi/ … Âkil isen kıl seyâhat, git Resûlün yoluna/ Bir değirmendir bu dünyâ, öğüdür bir gün bizi.”Yunus Emre de “Dünya, bununla yedi gez doldu/ Ahir bizden de kalan dünyasın.” diyerek yedi rakamını çokluktan kinaye olarak kullanır ve bu dünyada kimsenin kalıcı olmadığını, herkesin gidici olduğunu sene aramızda oldukları hâlde, bu sene ebedi yurda göçmüş o kadar insanımız, yakınımız, dost ve arkadaşımız var ki!.. Geçen yaz, otuz beş yıl sonra ilk defa yüz yüze geldiğimiz bir arkadaşımı bundan beş ay önce ebedî âleme yolcu ettik. Daha on beş gün önce hakikatli bir komşumuzu ebediyete uğurladık…Beddiuzzaman Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye adlı eserinde bu gerçeğe dikkat çekerek “İnsan bir yolcudur. Bu yolculuk ise âlem-i ervahtan, rahm-i mâderden, sahavetten, gençlikten, ihtiyarlıktan, dünyadan, kabirden, berzahtan, haşirden, sırattan geçer bir uzun sefer-i imtihandır.” der. Son durak ahiret yurdu için gerekli hazırların yapılmasını, orada lazım olacakların buradan tedarik edilmesini tavır ve davranışta üslupİnsanın hareket hâlinde olduğu bir gerçek. İnsan bu gerçeği nasıl yaşamalı, hareketinin rengi, renginin tonu nasıl olmalı? Evet, insan önce insan olmalı ve insanca davranmalı, öyle hareket etmeli. İnsanlıktan çıkan, kıskanç ve ruhu körelmiş Kabil gibi değil, insanın ruhunu ve fıtratını yansıtan Habil gibi olmalı; Nice hakları, hukukları, mal ve mülkleri gasp eden Firavun, Karun gibi değil, hak ve hakikatin mümessili Musa ve Harun gibi yaşamalı ve öyle hareket etmelidir. Alınmış âhlarla, yenmiş kul haklarıyla değil; alınan gönüllerle, o gönüllerden dilenen minnet dolu “Allah razı olsun”larla dolu bir ömür dünyadan Firavun, Karun gibi yaşayanlar da gitti, Musa, Harun gibi yaşayanlar da. Birincilere, ebedi olarak bir cehennem hayatı; ikincilere sonsuz güzellik ve nimetlerle donatılmış bir cennet ikramı kucağını açmış Said Paşa, hareketin olması gereken rengini ve tonunu ortaya koyar “Halkı tahrib eyleyip de kendin âbâd eyleme/ Bu cihanda ev yapıp ukbâyı berbad eyleme/ Nef’in için zâlim-i bî-rahme imdat eyleme/ Âlemi tenfir eden ahvali mu’tad eyleme/ Müstakim ol Hazret-i Allah utandırmaz seni!” ne kadar da haklı değil mi bu ikazında?Günler devran edip dururYüce Mevlâ, Kitab-ı Kerim’inde “Şayet siz yara aldı iseniz, karşınızdaki düşman topluluğu da benzeri bir yara aldı. İşte Biz, Allah'ın gerçek müminleri ortaya çıkarması, sizden şehitler edinmesi, müminleri tertemiz yapıp kâfirleri imhâ etmesi için, zafer günlerini insanlar arasında nöbetleşe döndürür dururuz. Allah zalimleri sevmez.” Âl-i İmran, 140 buyuruyor. Günlerin insanlar arasında dönüp durması sıkıntılarda, kederde olanlara ümit; sürür, neşe ve zevk içinde olanlara da derin bir baş döndürücü bir hızla gelişmesi karşısında hareketimiz de o nispette sürat kazanmış, iyilikler ve kötülükler o nispette çoğalmıştır. İyiliklerin çoğalması Allah’ın inayeti ve iyilerin çabasıyla mümkün olurken kötülüklerin çoğalması da şeytan ve avanelerinin, nefislerin dur durak bilmez, hız kesmez gayretleri hareketleriYeryüzünün hareketleri, sadece güneşin etrafındaki hareketiyle sınırlı değil. Onun bir de iç hareketleri var. Eskiden deprem olduğunda “hareket oldu” denirdi. Depremler, yeryüzünün silkinmesinden başka nedir ki? Elbette içten içe kaynamalar sebebiyle oluşan enerjinin boşalması vb. nedenlerle durum izah evet, yer kürenin iç hareketlerinin yüzeydeki varlıklara kendi yüzeyine etkisidir. Deprem sebebiyle farklı zamanlarda ve farklı yerlerde yüzlerce belki binlerce insan ölüyor. Ama bunun sorumlusu depremler değil; bizatihi insanların kendileri. İşte tam da bunun için derler ki “Deprem öldürmez, ihmal, çalıp çırpma, usul, esas ve kaidelere bağlı kalmama, onlara aykırı iş ve işler yapma öldürür.” Nitekim bunlara uyanların ülkesinde, depremden ölenlerin sayısı diğerlerine kıyasla yok ayak bir pergel gibi sabitHz. Mevlâna’nın bakış ve anlayışı içerisinde bir ayağımızla şeriata, dinimize, kendi iç değerlerimize, bizi biz yapan özelliklerimize sımsıkı bağlı kalarak diğer ayağımızla 72 milleti yani bütün dünyayı dolaşabiliriz. Kendinden ve değerlerinden şüphesi olmayanların başka kültürlerden korkmalarına gerek yoktur. Bu sebeple, sabit sağ ayağımızla sema ederek Allah’a kulluğumuzu ifa ve işaret edebiliriz. Hz. Mevlâna, “Her kul, her köle, azat edildiği zaman sevinir./ Rabbim, ben sana köle olduğum zaman/Sevinir bayram ederim.” diyor. Allah’a kulluk, aynı zamanda kula, nefsine ve nefislere kul olmaktan kaçınarak özgür olmanın hâlin gereği gibi hareket önemliAdab-ı muaşeret denilen “görgü kuralları”nın ana noktası diyebileceğimiz mukteza-yı hâl, yani, hâlin gereği gibi davranma; üslupta zamana, yere, duruma ve hitap edilen kişilere göre dili ayarlama, sözün söylendiği yerin, zamanın gerçek ve gereklerine uygun olmasına dikkat etmek çok önemlidir. Bu da hareketin renginin bir ayının manevi atmosferinden ziyadece istifade etmek için söz, fiil, tavır ve davranışlarımıza dikkat etmeli bu bağlamda birikim ve kültürümüzü artıracak kaynaklara yönelmeli, eserleri okuyup anlama yönünde çaba sarf etmekten geri olarak A. Cahit Zarifoğlu’ndan bir anekdotla sözü bağlayalım “Karasakal” derler bir muhterem Hoca Efendi varmış. Konya’da veya Karaman’da, bir Hac kafilesine rehberlik ederek otobüsle yola koyulmuşlar. Sınırı geçmişler. Hoca da koyu sigara tiryakisi. Öndeki koltuğunda şöyle arka sıralara doğru bakmış, hemen herkesin ağzında bir sigara, tüttüre tüttüre Hacca gidiyorlar. Aşka gelmiş -Ey Müslümanlar! demiş, nereye gittiğimizi hiç düşündünüz mü? Yolumuz Kutsal Kâbe’ye, Kara Donlu Beytullah’a, yani Allah’ın Evine. Peki şu hâlimiz ne? Elleriniz, ciğerleriniz, zihniniz şu meretle meşgul. Bu ne hâldir? Sigara içerken, nasıl tefekkür eder, dua eder, Hacca gidersiniz?” Bir Değirmendir Bu Dünya***Not Bütün İslam âleminin Ramazan-ı şerifleri mübarek olsun. Ramazan’ın vicdani uyanmalara, barış ve huzura vesile olmasını, düşmanlıkların, kederlerin son bulmasını, dert ve hastalıklardan insanlığın kurtulmasını Yüce Mevlâ’dan niyaz ederim. Hoş geldin, ey mübarek zaman!

bir değirmendir bu dünya sözleri