🎰 Sıcak Hava Depremi Tetikler Mi

rHCyxJ. İzmir genelinde sıcak havalar etkisini sürdürürken Urla’da da hakim olan sıcak havaya ek olarak havanın renginin değişmesi ve güneşin geçtiğimiz günlerde kırmızı renk alması akıllara acaba deprem mi olacak sorusunu getirdi. İzmir’deki Aşırı Sıcaklar Deprem Habercisi mi? Hava sıcaklığının her aşırı yükselişinde vatandaşın aklına önce “Bu hava depremi tetikler mi?” sorusunun geldiğini hatırlatan Jeofizik Yüksek Mühendisi Sinancan Öziçer, “İzmirliler’in içi rahat olsun. Hava sıcaklığının yer sarsıntısıyla ilgisi yok” ifadelerini kullandı. Öte yandan havadaki sarı rengin ve güneşin renginin kırmızı olmasının da çevre illerdeki ve Yunanistan’daki orman yangınları dolayısıyla ortaya çıktığı öğrenildi. Urla Haber YORUM YAP YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir. İzmir'de meydana gelen ve birçok ilde hissedilen deprem, büyük İstanbul depremini akıllara getirdi. Peki İzmir'deki deprem, İstanbul'u tetikler mi? İşte uzman yorumları... İzmir'de meydana gelen ve bölgede yıkıma sebebiyet veren 6,6 büyüklüğündeki deprem, akıllara beklenen büyük İstanbul depremini getirdi. Prof. Dr. Oğuz Gündoğdu, depremin ardından kritik açıklamalarda bulundu. Haber7'nin haberine göre; depremin Marmara hattı ile ilgisinin bulunmadığını belirten Gündoğdu, sarsıntının İstanbul'da hissedilmesinin jeolojik yapıyla ilgili olduğunu bildirdi. Gündoğdu, "Bu deprem İstanbul’un bazı ilçelerinde hissedildi bazı ilçelerinde hissedilmedi. Bu bulunduğunuz bölgedeki jeolojik yapıya bağlı özelliklerden kaynaklanıyor. Eğer kırılmanın yönünde olan ilçeler varsa onlarda daha çok hissedilmiş olabilir. Bu depremin Marmara’da olan deprem ile bir alakası yok." dedi. Başka bir depremin habercisi mi? Gündoğdu, "Bu ana bir şok. Ege’de başka bir deprem olsa bile Girit civarına denk gelecektir. Girit civarında olan bir deprem de baya uzak İzmir için. Bu deprem Seferihisar’da, hemen hemen İzmir’in biraz ilerisinde olan bir deprem. Suların kabardığına dair haberlerde geliyor yani ama teyit olmadı henüz. Tsunami olsa zaten şimdiye kadar etkilerini görürdük." ifadelerini kullandı. "Bu depremin olası İstanbul depremi ile hiçbir alakası yoktur" Prof. Dr. Orhan Tatar ise, depremle ilgili yaptığı açıklamada, "Bu depremin olası İstanbul depremi ile hiçbir alakası yoktur." değerlendirmesinde bulundu. Tatar, şunları kaydetti "Panik yapmaya gerek yok gerçekten büyüklüğündeki bir deprem çok ciddi şekilde hissedildi etrafımızdaki insanların çok büyük bir panik havası içerisinde olduğunu gördüm. Çok doğal ama bu saatten sonra artık bu panik havasını ortadan kaldırıp daha sakin bir şekilde olmamızda yarar var. Ve ne yazık ki büyüklüğündeki depremden sonra İzmir kent merkezinde yıkılan binaların olduğunu görüyoruz umarım bu binalardan vatandaşlarımız sağ çıkar. Bunun dışında tabi depremin merkez üssüne baktığımızda özellikle Sisam adasının hemen kuzeyine düştüğünü görüyoruz yani depremin merkez üssü Ege Denizi içerisinde bir noktada henüz daha çok erken olmakla beraber muhtemelen bizim İzmir tarafında Seferihisar tarafında civarında gördüğümüz aktif faylardan birisinin deniz üzerindeki uzantısı üzerinden meydana gelmiş bir deprem olabilir bu boyutta deprem üretebilecek deprem ülkede başka faylarda var Ege bölgesinde bildiğiniz gibi tümüyle aktif bir fayların yoğun olduğu bir bölge o açıdan bu gerçeği dikkate alarak yaşamımızı sürdürmekte büyük bir yarar görüyorum. Bu depremin olası İstanbul depremi ile hiçbir alakası yoktur." İstanbul Teknik Üniversitesi İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, "Güneş tutulması ve deprem arasında kurulan ilişki, mantıkla açıklanamayan bir önyargı ve duygusal saplantıdır" dedi. Akla, deneye, gözlem ve kanıta dayanmayan senaryo ve tahminlerin doğru yolu göstermediğini vurgulayan Prof. Dr. Kadıoğlu, "Boğaziçi Üniversitesi Astronomi Bölümü, 1973-2002 yılları arasında tüm dünyada görülen depremlerin Güneş tutulmasıyla ilişkisini inceleyip istatistiksel anlamda bir ilişki olmadığını ortaya koymuştur" şeklinde konuştu. 2006 yılı içinde beklenen 2 ayrı Güneş tutulması, 'Güneş tutulması depremi tetikler mi?' sorularını da beraberinde getirdi. Konuya açıklık getiren İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, bu iki doğa olayı arasında herhangi bir bağlantı olmadığını söyledi. Prof. Dr. Kadıoğlu, "Güneş tutulması depremi tetikler mi? Bazılara göre 'olabilir'miş. Böylece 29 Mart 2006 tarihinde Güneş tutulması Türkiye'de fay hatlarını tetikleyecekmiş. 12 Kasım 1999 depreminin 5. yıldönümünde biz hala Güneş tutulmasıyla depremler arasında bir ilişki olup olmadığı gibi tuhaf şeyleri tartışıyoruz. 10 Temmuz 1894 İstanbul depreminden 11 gün, 17 Ağustos 1999 Kocaeli depreminden 9 gün ve en son olarak 8 Ekim 2005 tarihinde Pakistan'daki depremden 5 gün önce Güneş tutulmaları meydana gelmişmiş. Bazıları, 'Kainatta tesadüfe yer olmadığına ve her şeyin de her şeyle alakası olduğuna göre Güneş tutulmasıyla depremler arasında da mutlaka bir ilişki vardır' diyor. Bana da 'Güneş tutulunca deprem olur mu?' diye sorulsaydı, ben de 'Evet olur' derdim. Zaten irili ufaklı depremler her zaman oluyor. Bu kadar sık olan bir olayın bazılarının Güneş tutulmasından önceye, bazılarının ise sonraya rastlaması doğaldır" dedi. Güneş tutulmasının depremi tetikleyebileceği yönündeki tezlere kesinlikle karşı çıktığını belirten Prof. Dr. Kadıoğlu, "Bilim böyle bir ilişkiyi henüz doğrulamamıştır; ama bu, ilişki olmadığı anlamına gelmez' gibi orta yolcu bir yaklaşım asla sergilemem. Çünkü bilim, ilişki olmadığını yıllardır söylüyor. Depremler aniden oluşan yeryüzü sarsıntılarıdır. Yerin yüzeyi hareketsizmiş gibi görünse de sürekli yer değiştirir, yükselir, alçalır, kıvrılır, bükülür. Bu durum kayalar üzerinde büyük bir gerilim oluşturur. Geniş zaman aralıklarında bu gerilimle biriken enerji, en zayıf noktadan kırılmayla boşalır. Açığa çıkan bu büyük enerjiden kaynaklanan titreşimler, dalgalar halinde yayılır ve geçtikleri ortamları sarsar. Depremlerin nerede ve ne zaman olacağı gün ve saat olarak bilinmez. Böylece Güneş tutulmasından sonra oluşan depremlerin de kimisi 11, kimisi 5 gün sonra dünyanın herhangi bir yerinde oluşabiliyor" diye konuştu. "BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ HERHANGİ BİR İLİŞKİNİN OLMADIĞINI ORTAYA KOYMUŞTUR" Prof. Dr. Kadıoğlu, Boğaziçi Üniversitesi Astronomi Bölümü'nün, 1973-2002 yılları arasında tüm dünyada yaşanan depremlerin Güneş tutulmasıyla ilişkisini inceleyip istatistiksel anlamda bir ilişki olmadığını ortaya koyduğunu söyledi. Kayıtlara göre, 9 yılda 66 Güneş tutulması gerçekleştiğini, aynı dönemde meydana gelen büyük depremlerin yüzde 55'inde tutulmanın 6 gün öncesi ve sonrasını kapsayan günlerde olmadığının görüldüğünü dile getiren Prof. Dr. Kadıoğlu, "Tutulmaların yüzde 45'indeyse büyük deprem görülmüş. Bunların sayısı da 30 yılda görülen büyük depremlerin yüzde 1'i kadar.' Eğer istatistiksel bir çalışmada anlamlı bir ilişki bulunsa ona da inanmam; çünkü doğada aynı anda artan veya biri artarken öteki azalan birbirinden bağımsız binlerce olay var. Örneğin, İstanbul'da kanserden ölenlerin sayısıyla trafiğe çıkan araç sayısı arasında aransa büyük bir ilişki bulunur! Önemli olan fiziksel ilişkidir. Bazı uzmanlara göre, faylardaki enerji birikimine, ayın çekim gücü nedeniyle tektonik tabakalar ve fay hatları üzerinde oluşan gerilim eklendiğinde deprem tetikleniyormuş. Phil Plait'e göre ' bırakın Güneş ve Ay'ın çekim gücünü, tüm gezegenleri bir sıraya dizsek de ortaya çıkan çekim gücünün fazla bir anlam ve önemi yok" açıklamasında bulundu. Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, şöyle devam etti "Benzer şekilde 5 Mayıs 2000 tarihinde Güneş, Ay, Dünya ve 5 gezegen bir sıra halinde dizilince kozmik felaket kopacak diye beklemiştik. 'Büyük Diziliş' olarak adlandırılan bu semavi olaya dayanarak ortaya atılan felaket senaryolarına göre, biraraya gelecek olan gezegenlerin dünyaya uygulayacağı ilave yer çekimi ve gel-git kuvvetleriyle, dünyada depremler oluşacak, volkanlar patlayacak, seller, kutuplardaki buzulların erimesi ve parçalanmasına neden olacak; hatta kıyamet kopacak ve Dünya'nın sonu gelecekti. 5-16 Mayıs tarihlerinde Dünya ve Ay ile birlikte Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter ve Satürn gibi 5 gezegen bir hat üzerine geldi. Gezegenler en son 6 Şubat 1962 tarihinde de bu şekilde biraraya gelmişti ve 8 Eylül 2040 tarihinde yine biraraya gelecekler. Dr. Monson'a göre yaklaşık olarak milyar yaşında olan Dünya, gezegenlerin benzer şekilde dizilişine 45 milyon kez şahit olmuş. Yani, 5 gezegen her 50-100 yılda bir bu şekilde dizilmekte; ama ortaya atılan felaket senaryoları gerçekleşmemekte. John Gribbin 1970'lerde yayınladığı The Jupiter Effect adlı kitabında, 1983'te gezegenlerin sıraya dizileceği ve Dünya'nın sonunun geleceğini öngörüyordu. Şimdi bu yazıyı okuyabildiğinize göre böyle bir şey de olmadı." Sonuç olarak, Güneş tutulması ve deprem arasında kurulan ilişkinin, mantıkla açıklanamayan bir önyargı ve duygusal s'cr. Bu durum kayalar üzerinde büyük bir gerilim oluşturur. Geaplantı olduğunu savunan Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, "Akla, deneye, gözlem ve kanıta dayanmayan senaryolar ve tahminler doğru bir yol gösterici değildir. Yani, Atatürk'ün dediği gibi 'Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için, en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fennin haricinde yol gösterici aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir" dedi. İstanbul'da da hissedilen Karadeniz açıklarındaki deprem endişe konusu oldu Deprem uzmanları konuya ilişkin açıklamalar yaptı. Zonguldak’ta meydana gelen deprem, İstanbul’da da hissedildi. Depremin İstanbul depremini tetikleyip tetiklemeyeceği ise merek konusu. Prof. Dr. Ziyadin Çakır ve Prof. Dr. Şerif Barış, depreme dair merak edilenleri yanıtladı. Zonguldak’ın Ereğli ilçesi açıklarında 11 Nisan Pazartesi günü 4,4 büyüklüğünde deprem meydana geldi. İstanbul’a 200 kilometre uzaklıkla meydana gelen deprem megakentte de hissedildi. Peki, bu deprem olası İstanbul depremini tetikler mi? Herhangi bir etkisi olacağını düşünmüyorumİTÜ Jeoloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ziyadin Çakır, depremin hissedilmesinin yakınlığı ve büyüklüğüne bağlı olduğunu söyledi. Küçük depremlerin o anda tetiklememişse sonrasında da tetiklemeyeceğini anlatan Çakır, TRT Haber’e katıldığı canlı yayında şunları söyledi ”Benim kanaatime göre bu tür küçük depremler o anda tetiklememişse İstanbul’daki depremi sonrasında da tetiklemez. Yakında bir deprem olursa bu depremden sonraki hareket devam ediyor. Deprem sonrasında hareket varsa anında tetiklemese de belli bir süre sonrasında birkaç ay yıl diyelim depremi tetikleyebilir. Dolayısıyla Karadeniz’de oluşan bu deprem hemen hemen aynı yerde 2016’da da olmuştu. Bu büyüklüklerde yine. Bu bölge bir sıkışma altında 1968’de daha büyüğü meydana gelmişti Bartın açıklarında. Dolayısıyla bu bölge deforme oluyor. Ama bu tür küçük depremler İstanbul’a 200 km ötede. Bu deprem dolayısıyla herhangi bir etkisi olacağını hiç düşünmüyorum.” İnsanların endişeye kapılmaması lazımBu tür depremlerin İstanbul depremini tetiklemesinin mümkün olmadığını belirten Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış, şunları söyledi ’Öncelikle bu bütün gördüğümüz listedeki depremlerin İstanbul’u tetiklemesi ya da İstanbul’daki bir fayı tetiklemesi mümkün değil. Genellikle tetikleme aynı fay üzerinde olan orta büyüklükte 4, büyüklüğündeki depremler sonucu öncü deprem aktivitesi olarak kabul edilebilir. Ondan sonra ona yakın bölgedeki büyük deprem bunun öncüsüdür diyerek bununla ilişkilendirmek mümkündür. Deprem tetiklemesi çok sık ama çok yanlış kullanılan bir terim maalesef. Her olan bu şekildeki deprem İstanbul’da ya da başka yerdeki depremi tetikler sorusunu unutmamız lazım. Kesinlikle bu depremler gayet normal olması gereken büyüklükteki depremler. Ancak işte bazı depremlerde Türkiye’deki depremlerde bu oran yüzde 5’ten azdır. Öncü deprem dediğimiz bunun gibi depremler olup ardından bir gün, birkaç hafta içinde büyük depremler oluyor. Onu da ancak büyük deprem olduktan sonra anlayabiliyoruz. O yüzden kesinlikle tetikler diye insanların endişeye kapılmaması lazım.” Yarın deprem olacak gibi hazırlık lazımTürkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu hatırlatan Barış, ”İstanbul değil herkesin yarın deprem olacak gibi hazırlık yapması lazım. Bu hazırlıklara başladığımızda da hazırlıklar önce AFAD, il valilikleri, kaymakamlıklar, yerel yönetimler, tüm büyük şirketler, sanayi kuruluşları ve evlerde insanların hazırlanması gerekiyor. Bütün bu paydaşları bir araya getirdiğinizde devlet her planı yapsa da bu bilincin topluma yayılması gerekiyor. Firmalarda iş sağlığı güvenliği kapsamında bazı hazırlıklar var. Ama bana göre yeterli değil. Evlerde hiç yeterli değil. Dolayısıyla bizim mutlaka afet öncesi zamanını beklemeden herkesin üzerine düşen sorumluluklar var. Bunlar küçük kısa basit adımlar. Çok zaman, çok para, çok emek gerektiren şeyler değil. Bunları öğrenmemiz lazım. Ancak ondan sonra hazırlıklı olabiliriz. Bunu da unutmasınlar Birleşmiş Milletler 2005 yılından beri hatta 1990 yılından beri söylüyor bunu. Afetler önlenemez ama önlemlerle zararları azaltabilir. Türkiye’nin de bu konuda imzası var zaten. Vatandaş olarak herkesin bu hazırlığı katkı sağlaması lazım. Sadece bu hazırlığı kendileri için yapsalar, kendi çocukları aileleri için yapsalar bile yeterli’’ diye konuştu. Continue Reading

sıcak hava depremi tetikler mi