🌨️ Yusuf Ziya Ortaç Rüya Şiiri
ZV3e. Anahtar – Yusuf Ziya Ortaç -1- Bulsam, bir sihirli anahtar bulsam, Açsam göğün mavi kapılarını. Bir samanyolundan geçip dolaşsam Yıldızların altın yapılarını! Dolansa boynuma ışıktan…Yusuf Ziya 0000 Gök dibinde havuzun Sularda ellerimiz Bütün emellerimiz Anlaştı uzun uzun Sular soğuk bir ışık, Bakıyoruz havuza; Suda omuz omuza İki…Yusuf Ziya 0000 Koşma – Yusuf Ziya Ortaç Bir daha o fırsat geçer mi ele? Dün gördüm, bugün de göresim geldi! Gülüşü o kadar hoştu ki hele, Lebinden…Yusuf Ziya 0000 Birgün – Yusuf Ziya Ortaç Kavuşmak bir gün toprağa, Bir bahar cümbüşü olmak, Dört mevsimde ayrı ayrı Tabiatın düşü olmak… Bir buluttan düşen yağmur, Bir…Yusuf Ziya 0000 Giden Gelmez – Yusuf Ziya Ortaç İşittim ki, benim için ağlıyormuşsun, Hala adım düşmüyormuş dudaklarından! Geçenlerde bir yolcudan beni sormuşsun, Metruk, ıssız bir manastır gibiymiş odan!…Yusuf Ziya 0000 Yusuf Ziya Ortaç – Hayatı ve Eserleri Yusuf Ziya Ortaç 1895’te İstanbul’da doğdu. 11 Mart 1967’de İstanbul’da yaşamını yitirdi. “Hecenin Beş Şairi” grubunun üyesi ve öncülerindendir. İstanbul…Yusuf Ziya 0000
Yusuf Ziya Ortaç Şiirleri RÜYA ESKİ EV KOŞMA BİRGÜN BULSAM ANAHTAR SON ARZU ZEYBEKLER HATIRALAR İKİ HANÇER O’NUN SESİ MEHMETÇİK GİDEN GELMEZ ÖYLE BİR GÜNDE BİR SELVİ GÖLGESİ Hatıralar Şiiri – Yusuf Ziya Ortaç Yedi kat toprağa sor kaç sene, kaç bin sene tam, Kattı göz nûrunu ilk harcına dünyanın atam! Şu dehâ kavsi kemerler, şu dehâ nûru çini, Sardı ecdâdımın aşkıyle bu yurdun içini! Onun el değdiği her zerreyi ürperme bürür, Tunç, alev güller açar; kubbede mermer köpürür! Çalkanır ismini andıkça […] İki Hançer Şiiri – Yusuf Ziya Ortaç İki hançer gördüm Birinin gümüş Kabzasına yakut, güller örülmüş; Altın kını yakut, zümrüt içinde, Öyle inciler ki, ne Hint, ne Çin’de Eşine tesadüf edilmez asla! Öbürü örtülmüş bir kızıl pasla, Sapı tutulmaktan kararmış eski. Fakat öyle mağrur duruyordu ki Murassa hançer de bakıp kıskandı. Çünkü onun süsü bir […] Bir Selvi Gölgesi Şiiri – Yusuf Ziya Ortaç Ruhumu bu çarmıha kendi elimle gerdim Bir nebi ızdırabı kaynıyor her yerimde. Ölüm, siyah bir tütsü yakıyor gözlerimde; Ağladığım her nefesi son nefes gibi verdim! Neşeler, ihtiraslar, arzular, artık gidin Kahkahalar içimde kaynayan birer zakkum Işıklar, gözlerime serpilen bir avuç kum! Bir selvinin gölgesi son cenneti ümidin… Bir […] Öyle Bir Günde Şiiri – Yusuf Ziya Ortaç Özlüyorum cedlerimin döğüştüğü cenkleri Başımda çelik tolga , eğri kılıç elimde, Geniş omuzlarımda zırhların hevenkleri, Ve tirkeşim belimde! Gözlerim bileyden yeni çıkmış bir bıçak, Yanaklarımda bıyıkların kangal kangal zenciri Bir vuruşta kâfiri boydan boya iki şak Edecek kadar pazılarım iri! Özlüyorum o eski çağları Şimşek nallı rüzgar atlar […] Son Arzu Şiiri – Yusuf Ziya Ortaç Siyah uzun saçların beyazlandığı zaman, Aşkımızın şahidi olan yollarda gezin… Yıllarca seni candan seven bu âşığı an, Bir sonbahar yaprağı gibi solunca benzin… Ey güzel, işte o gün sana en son hediye Gönderdiğim bu şiiri oku da yavaş yavaş, Ağla Ben bu şairi pek çok ağlattım diye, Ruhumu […] Anahtar Şiiri – Yusuf Ziya Ortaç 1 Bulsam, bir sihirli anahtar bulsam,Açsam göğün mavi samanyolundan geçip dolaşsamYıldızların altın yapılarını! Dolansa boynuma ışıktan kollar,Açsa esrarını gök perde perdeKaybolan sesleri duysam yeniden,Kaybolan yüzleri görsem göklerde! … 2 Bulsam, bir sihirli anahtar bulsam,Toprak kilidini açsam dünyanın,Çözsem düğüm düğüm muammasınıÖlüm denen sonsuz, büyük rüyanın! Gelse bahçe bahçe […] Birgün Şiiri – Yusuf Ziya Ortaç Kavuşmak bir gün toprağa,Bir bahar cümbüşü olmak,Dört mevsimde ayrı ayrıTabiatın düşü olmak… Bir buluttan düşen yağmur,Bir yıldızdan damlayan nur,Bir yeşil yaprakta huzur,Bir gonca gülüşü olmak… Yazın savrulmak harmanda,Kışın şahlanmak ummanda,Fecre karşı bir ormanda,Bir kuşun ötüşü olmak… YUSUF ZİYA ORTAÇ BÜTÜN ŞİİRLERİ Koşma Şiiri – Yusuf Ziya Ortaç Bir daha o fırsat geçer mi ele?Dün gördüm, bugün de göresim geldi!Gülüşü o kadar hoştu ki hele,Lebinden koncalar düresim geldi! Hem küçük, hem güzel, hem de utangaçtı,Gözleri gözümden daima kaçtı,Saçları ne güzel, ne ipek saçtı,Öpüp okşayarak öresim geldi! Yüzü benziyordu bahar ayına,Kaşları can yakan aşkın yayına,Hasretle kapanıp hâk-i […] Mehmetçik Şiiri – Yusuf Ziya Ortaç Göğü bir fecre sarar açtığımız bayraklar. Yurdu, topraklara mıhlanmış adımlar saklar. Çarpar ecdadımızın nabzı damarlarda bugün. Koşar üç kıt’ada nal sesleri hala Türkün!… Bir kağıt parçası üstünde bakarken Hinde. On asır Gazneli Mahmûdu bulur kalbinde. Yeni rüyalara daldıkça bugün ırkım için, Olurum gölgesi dünyaya vuran bir Timuçin. Bendim […] Rüya Şiiri – Yusuf Ziya Ortaç Gök dibinde havuzunSularda ellerimizBütün emellerimizAnlaştı uzun uzun Sular soğuk bir ışık,Bakıyoruz havuza;Suda omuz omuzaİki gölge karışık! Bir kırık ay havuzdaAğır ağır şafakla dolduGün doğdu ufkumuzda Gün doğdu ucundanEllerimi damla yaş ucundan! YUSUF ZİYA ORTAÇ BÜTÜN ŞİİRLERİ O’nun Sesi Şiiri – Yusuf Ziya Ortaç Söylüyor birer güneş yakarak bağrımızda,Bir tarihi yolundan çevirecek milyon bakışla ışıldıyor gözleri,Toplayıp bir milletin bütün kan gibi gezerek yurdun damarlarınıBu ses bir yürek gibi her göğüste ses yurdu sevgiden bir kolla kuşatıyor,Doğmamış nesillerine kurutarak bir set gibi dağıtarak rüzgârıAşacak üzerinden mesafeyle zamanın,Yanacak ocağında yarın […] Giden Gelmez Şiiri – Yusuf Ziya Ortaç İşittim ki, benim için ağlıyormuşsun,Hala adım düşmüyormuş dudaklarından!Geçenlerde bir yolcudan beni sormuşsun,Metruk, ıssız bir manastır gibiymiş odan!Çamlıklarda tek başına geziyormuşsun,Gözyaşların anıyormuş eski günleri…Ümidini siyah ufuklarda yormuşsun,Sanmışsın ki, giden günler gelecek geri! Artık ela gözlerinin altı çürümüş,Bahçemdeki kuşlar gibi susmuş kahkahan!Kalbin bir dal mevsimin hüznü bürümüş… Akşamları son yolcular […] Eski Ev Şiiri – Yusuf Ziya Ortaç Köşede altın oymalı Edirne kavukluğu,Üstünde çeşm-i bülbül sürahiYıldız Serpintili mavi bir buğu… Birinde kallavisini dinlendirmiş asırlar,Öbürünün ışık göğsündeGeceler dolusu sırlar! .. Duvarlarda iki kılıcın gümüş çaprazı,Sene 1053 amel-i Şahin UstaÜstündeki talik yazı… Çeliğine su vermiş kral kellelerinin kanı,Bir vuruşta parçalanmışKim bilir kaç şövalyenin kalkanı! .. Raflarda Beykoz işlerinin […] Zeybekler Şiiri – Yusuf Ziya Ortaç Ay doğarken şu tepeden iner zeybeklerKarşı dağın yosmaları dört gözle beklerBir tarafta raksa başlar İzmir’in gülüSırma saçlar topuklara kadar örgülüZil seseleri uzandıkça karşı yakayaGenç efeler silah çekip başlar şakayaKimi oynar elde pala kimi sendelerKaranlığın sükutunu kurşunlar deler YUSUF ZİYA ORTAÇ BÜTÜN ŞİİRLERİ Bulsam Şiiri – Yusuf Ziya Ortaç Bulsam, bir sihirli anahtar bulsam,Toprak kilidini açsam dünyanın,Çözsem düğüm düğüm muammasınıÖlüm denen sonsuz, büyük rüyanın! Gelse bahçe bahçe mevsimler dile,Ağaçlar, çiçekler konuşsa birazKimdir şu dallarda kızıl gülleriBöyle alev alev yakan sihirbaz! Bulsam, bir sihirli anahtar bulsam,Ne yıldızlar için, ne güller için!Alnı eşiğinde bekleyenlereAçılmak bilmeyen gönüller için! YUSUF ZİYA […]
YUSUF ZİYA ORTAÇ 1895-1967 Türk şair, roman ve oyun yazarı, gazeteci, siyaset adamı. Türk ulusal edebiyatının geçirdiği en önemli değişim sürecinde, aruz vezniyle başladığı şiir çalışmalarını, Milli Edebiyat hareketinin etkisinde kalarak hece veznine çevirmiş ve "Beş Hececiler" olarak anılan şairler grubu arasında yer almıştır. Türkçenin sadeleşmesi için çabalamış, manzume ve düz yazılarında konuşma dilini kullanmıştır. Mizahi ve hicivsel yazılarının yanı sıra, tiyatro oyunu, roman, anı ve gezi türlerinde de çok değerli eserler kaleme almıştır. Yusuf Ziya Ortaç, 23 Nisan 1895 tarihinde, dünyaya geldi. Ortaöğrenimi için Vefa Lisesi'ne gönderildi. Lise yıllarında, Servet-i Fünunculardan etkilenerek, aruz vezniyle şiirler yazmaya başladı. İlk şiiri, 1914'te yayınlandı. 1915 yılında, edebiyat öğretmeni olmaya heveslenince, o zamanki adı Darülfünun-ı Osmani olan, İstanbul Üniversitesi tarafından açılan yeterlilik sınavına girdi ve kazandı. İstanbul'da çeşitli okullarda, öğretmenlik görevini sürdürürken, edebi faaliyetlerine ağırlık verdi. Milli edebiyat akımıyla gelişen, öz değerlere geri dönüş düşüncesini benimsedi ve bu anlamda, ağır dille yazılan, sistematik kalıpları olan aruz veznini terk etti. Hece vezniyle, günlük konuşma dilinde, sade, fakat akıcı şiirler kaleme almaya başladı. Genelde 11'lik ve 14'lük kalıplar kullandıysa da, farklı türde denemeler de ortaya koydu. Orhan Seyfi Orhon, Faruk Nafiz Çamlıbel, Enis Behiç Koryürek ve Halit Fahri Ozansoy'dan oluşan, "Hecenin Beş Şairi"nden Beş Hececiler biri oldu. Sosyal konulara ağırlık veren, lirik manzumelerinin yanı sıra, başarılı tiyatro oyunları da yazdı. 1918'de sahneye konulan "Binnaz" adlı oyunu, Türk tiyatrosunun gelişimine büyük katkı sağlayan, oldukça başarılı bir eserdi. Aynı yıl, kısa bir süre, "Şair" isimli bir şiir dergisi çıkardı. Türk Yurdu, Servet-i Fünun ve Büyük Mecmua gibi dergilerde pek çok şiiri yayınlandı. 1916'da, şiirlerini bir kitap altında toplayan şair, "Akından Akına" isimli ünlü manzume kitabını çıkardı. Sonrasında, Diken adlı dergide mizahi yazılar yazmaya başlayan Ortaç, dönemin traji-komik edebi ve sosyal gelişmelerini alaya aldı. 1919'da, bir mizah kitabı olan Şen Kitap’ı çıkardı. Aynı yıl, "Latife" adlı bir de piyes yazdı. Ardından, diğer bir hececi arkadaşı Orhan Seyfi Orhon'la birlikte, Türk edebiyat tarihinin en uzun soluklu dergisi olan "Akbaba"yı yayın hayatına kazandırdılar. İlk defa, 7 Aralık 1922 günü yayımlanan Akbaba, önceleri ayda iki defa; sonradan haftalık olarak basılmaya başlandı. Dergi, 55 yıllık yayım hayatı boyunca, gerek tasarım, gerekse üslup açısından, Türk dergicilik anlayışında birçok yeniliğe imza attı ve siyasal olayların kara mizahını yaptı. Değişen, yenilenen düşüncenin sesi olarak, monarşi yanlısı ve milli mücadele karşıtı Refik Halit Karay'ın "Aydede"sinin karşısında yükselen değerlere ev sahipliği yaptı ve zamanla aynı kadroyla; fakat farklı söylemlerle onun yerini aldı. Kemalizm’in, bağımsız bir devletin ve Cumhuriyetin en koyu savunucusu haline gelerek, karşıt görüşleri ve bunları dile getirenleri alaya aldı. Orhan Veli Kanık'ın ön ayak olduğu "Garipçiler" akımını kıyasıya eleştiren Ortaç ve Orhon, bu akımın etkisinde yazın faaliyeti gösterenlere "Bobstil" yakıştırmasında bulundu. Akbaba'nın en büyük handikabı ise, İstanbul'un modernleşen yaşam kültürünü konu etmesi, sadece bu şehri ve onun kültürel-sanatsal çehresini baz alması ve orta-üst düzey yaşam standardına sahip insanlara hitap eden bir dergi olmasıydı. Sütunlarını, dönemin pek çok yazarına açan dergi, edebi fikirlerin mizahi yansımasında serbest bir arena haline geldi. Türk edebiyatının çok sayıda genç yeteneğine bir nevi stajyerlik hizmeti verdi. Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, İbrahim Alaattin Gövsa, Muzaffer İzgü, Ercüment Ekrem Talu gibi birçok ismin, yeteneklerini sergileme fırsatını bulduğu ilk yayın organı oldu. Anadolu'nun sorunlarına kentsel bir bakış açısıyla yaklaşan Ortaç, cumhuriyetle birlikte, rejim yanlısı bir çizgide ilerledi. 1928 yılında, Latin harflerine geçilmesiyle birlikte, tirajının oldukça düşmesi nedeniyle derginin yayınına ara verdi. Siyasi çalkantıların yoğunlaştığı 30'lu ve 40'lı yıllarda da, Akbaba'nın basımına zaman zaman ara vermek zorunda kaldıysa da, ölümüne kadar neşriyatını sürdürdü. 1933 sonrasında yeni harflerle, yenilenmiş şekilde Babıali'ye geri dönen Akbaba, şairin ölümünün ardından, 1977 yılına kadar, oğlu Engin Ortaç tarafından çıkarılmaya devam etti. 1 Temmuz - 15 Ekim 1928 tarihleri arasında yayımladığı "Meşale" adlı dergide, Yedi Meşaleciler’e büyük umutlarla köşelerini açan Ortaç, söylevleriyle ihtilaf halinde olmaları nedeniyle dergiyi kapattı. Uzun bir aradan sonra, yine kitap çalışmalarına yönelen şair, 1938 yılında, "Bir Selvi Gölgesi" ve çocuk şiirlerinden oluşan "Kuş Cıvıltıları"nı yayınladı. 1946 seçimlerinde, Cumhuriyet Halk Partisi'nden seçimlere katıldı ve Ordu milletvekili olarak mecliste yer aldı. 1950 - 1954 arasında da mecliste görev yaptıktan sonra, siyasetten uzaklaştı. Zaman zaman roman türünde eserler de ortaya koyan Ortaç, "Kürkçü Dükkanı" 1931, "Şeker Osman" 1932, "Göç" 1943 ve "Üç Katlı Ev" 1953 gibi beğenilen romanlar kaleme aldı. 1950 sonrasında, şiirden ziyade, ağırlıklı olarak, mizah, gezi, anı ve biyografi türlerinde yazmaya başladı. Bu anlamda en bilinen eserleri, "Sarı Çizmeli Mehmed Ağa", "Portreler", "İsmet İnönü" ve "Bizim Yokuş"tur. 11 Mart 1967 günü, geçirdiği kalp krizi nedeniyle, İstanbul'da hayata gözlerini yuman Yusuf Ziya Ortaç, Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi. Otuzdan fazla esere imza atan ünlü edebiyatçı, Türkçeyi sade, akıcı, yumuşak ve kuvvetli bir biçimde kullanmış; edebiyat çevrelerince "üslup ustası" şeklinde nitelendirilmiştir. ESERLERİ ROMAN Kürkçü Dükkanı 1931 Şeker Osman 1932 Göç 1943 Üç Katlı Ev 1953 ŞİİR Akından Akına 1916 Aşıklar Yolu 1919 Cenk Ufukları 1920 Yanardağ 1928 Bir Selvi Gölgesi 1938 Kuş Cıvıltıları çocuk şiirleri, 1938 Bir Rüzgar Esti 1952 OYUN Binnaz1919-Manzum Name1919 Kördüğüm 1920 Latife 1919 Nikahta Keramet 1923-Manzum MİZAH Şen Kitap 1919 Beşik 1943 Ocak 1943 Sarı Çizmeli Mehmed Ağa 1956 Gün Doğmadan 1960 GEZİ-ANI-BİYOGRAFİ İsmet İnönü 1946-Biyografik Roman Göz Ucuyla Avrupa 1958-Gezi Portreler 1960-Edebiyat Basın Anıları Bizim Yokuş 1966- Edebiyat Basın Anıları Şiirlerinden ÖrneklerAnahtarKoşmaRüya
Şiir Şiirler - En güzel şiirler - Babamın Şiir Defteri Gök dibinde havuzun Sularda ellerimiz Bütün emellerimiz Anlaştı uzun uzun Sular soğuk bir ışık, Bakıyoruz havuza; Suda omuz omuza İki gölge karışık! Bir kırık ay havuzda Ağır ağır kayboldu. Havuz şafakla doldu Gün doğdu ufkumuzda Gün doğdu ucundan Ellerimi bıraktı. Birkaç damla yaş aktı. Parmaklarımın ucundan! 1952 yılında Balıkesir – Sındırgı – Osmanlar Köyü’nde doğdu. İlkokulu bu köyde okudu. İlkokulu bitirdikten sonra iki yıl ailesine tarım işlerinde yardım etti. Sonra okumaya karar verdi. 1964 yılında yatılılık sınavını kazanarak Savaştepe İlköğretmen Okulu’na girdi. 1971’de okulu bitirip Kars – Arpaçay İlçesi, Akyaka Nahiyesi – Süngüdere Kızıltaş Köyü İlkokulu Öğretmenliğine atandı. 1974 yılında evlendi. Kars ilinde 2 yıl zorunlu hizmetini tamamladı. Sonra aynı ilde er öğretmen olarak askerlik hizmetini yaptı. Balıkesir – Sındırgı İlçesi Osmanlar Köyü’nde 3 yıl, Manisa Merkez – Süngüllü Köyü’nde 1 yıl, Saruhanlı – Koldere Kasabası’nda 13 yıl, Akhisar ilçe merkezinde 7 yıl olmak üzere, toplam 28 yıl görev yaptıktan sonra 1999 yılında emekli oldu. Bir kız, bir erkek iki çocuk babasıdır. Şiir yazmaya öğretmen okulu yıllarında başladı. Belirli Gün ve Haftalarla ilgili “Bir Eylül Sabahı”, “Gediz”, “Ana Hasreti”, “Atatürk”, “Orman” şiirleri birçok şiir sitesinde yayınlanmıştır. Halen “ adlı şiir sitesinde editörlük yapmaktadır. Doğa fotoğrafları çekmek, onları sosyal paylaşım sitelerinde sevdikleriyle paylaşmak, bulmaca çözmek, doğa yürüyüşleri yapmak hobileri arasındadır. ESERLERİ / ŞİİRLERİ – Rüzgarlı Tepe I. Basım - Özel Articles 5166
yusuf ziya ortaç rüya şiiri